Ziyad’a Hızır’ın Kumeyl Duası

Refiüd Derecat 

لا اله الا الله
Yönetici
İlimler Meclisi Kurucu
20 Tem 2023
2,271
80
21
aaphotoAid-removed-background.png


Kumeyl duası olarak Ehl-i Beyt kaynaklarında meşhur olan
bu dua, Hz. Ali (a.s)’ın sır arkadaşı Kumeyl bin Ziyad’a
Hızır’ın duası diye öğrettiği engin maarifi içeren bir duadır.
Bu duanın özellikle Perşembe geceleri okunması Ehl-i Beyt
imamları tarafından tavsiye edilmiştir.
Kumeyl duası şöyle başlıyor:
Allah'ım! senin her şeyi kaplayan rahmetin hakkına;
kendisiyle her şeye üstün geldiğin, karşısında her şeyin
boyun eğdiği gücün hakkına; her şeye galip geldiğin
ceberutun hakkına; önünde hiç bir şeyin duramadığı izzetin
hakkına; her şeyi dolduran azametin hakkına; her şeye üstün
gelen saltanatın hakkına; her şeyin fani olmasından sonra
baki kalacak vechin hakkına; her şeyin temellerini dolduran
isimlerin hakkına; her şeyi ihata eden ilmin hakkına ve her
şeyi aydınlatan cemalinin nuru hakkına senden niyaz ederim.
Ey Nur, ey Kutlu, ey evvellerin evveli ve ey ahirlerin ahiri!
Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet.
Allah'ım! Bedbahtlıklara yol açan günahlarımı affet.
Allah'ım! Nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım!
Duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.
Allah'ım! Belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.
Allah'ım! işlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün
hataları affet.
Allah'ım! Ben sana zikrinle yaklaşmak istiyorum, ve seninle
senden şefaat diliyorum; ve cömertliğin hakkına beni kendine
yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve
zikrini bana ilham etmeni istiyorum.
Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil olmuş bir dille, senden
(hatalarıma) göz yummanı, bana merhametli davranmanı,
beni verdiğine razı, kanaatkar ve her durumda mütevazı
kılmanı diliyorum.
Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan, ve hacetini
zorluklar anında kapına getirene, katında bulunanlara büyük
rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarırım.
Allah'ım! saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin
gizlidir; emrin açık; kahrın galip ve kudretin her yerde
caridir;(yürürlüktedir) ve senin hükümetinden kaçmak
imkansızdır.
Allah'ım! Senden başka günahlarımı affedecek;
kabahatlerimi öretecek; kötü amelimi iyiye çevirecek birini
bulamam.
Senden başka ilah yoktur; münezzehsin; sana hamd ederim.
Ben kendime zulmettim ve cahilliğim yüzünden itaatsizlik
yaptım, ve eskiden beri sürekli bana lütuf ve ihsanında
bulunduğun için kendimi güvende hissettim (ve korkmadan
sana karşı geldim.)
Allah'ım! Mevlam! Nice kötülüklerimin üzerini örttün; nice
belaları benden geri çevirdin; nice hatalardan beni korudun ;
hoşa gitmeyen şeyleri uzaklaştırdın; layık olmadığım nice
güzel övgüleri benim hakkımda yazdın.
Allah'ım! Belam büyümüş, halimin kötülüğü haddi aşmış;
amellerim beni aciz bırakmış, (heva ve heves) zincirlerim
beni çökertmiş, uzun arzularım beni menfaatimden alıkoyup
hapsetmiş, ve dünya beni boş şeylerle aldatmış; ve sürekli
kötülüklere çeken nefsim, cinayeti ve müsamahakarlığımla
beni aldatmış.
Ey Seyyidim! İzzetinin hakkına senden istiyorum ki; amelimin
kötülüğü, duamın kabulünü önlemesin ve bildiğin gizli
sırlarımı açarak beni rezil etme; gizlice işlediğim kötü
amelim ve davranışım, sürekli ihmalkarlığım ve cahilliğim,
nefsani isteklerim ve gafletimin çokluğu yüzünden, beni
cezalandırmada acele etme.
Allah'ım! İzzetin hakkına her durumda bana karşı merhametli
ve bütün işlerimde rauf ol.
Mabudum, Rabbim! senden başka kimin var ki, ondan, kötü
durumumu gidermesini ve bu halime bakmasını dileyeyim.
Mabudum, Mevlam! sen bana hükmettin; bense o hükümlerin
hususunda nefsime uydum; bu konuda düşmanım (şeytan)'ın
(günahları) tezyin etmesinden korkmadım; böylece beni
istediği gibi aldattı ve alınyazısı da bu işte ona yardımcı
oldu; işte bu başıma gelenlerden dolayı bazı sınırlarını aştım;
ve bazı emirlerine karşı çıktım; bütün bunlarda sana hamd
etmek benim vazifemdir.
(Amellerim dolayısıyla) Hakkımda yürütülen kaza ve kaderin;
ve beni yakalayan hüküm ve imtihanın karşısında gösterecek
hiçbir mazeret ve bahanem yoktur.
Ey Rabbim! Kendimi ihmal edip işlediğim kusurlardan sonra;
özür dileyerek, pişman ve perişanlık içerisinde affını ve
mağfiretini ümit ederek, tövbe edip tekrar (sana) yöneldim ve
günahımı ikrar ve (suçluluğumu) itiraf ederek senin huzuruna
geldim.
İşlediğim günahlardan kaçacak bir mekan ve zor durumlarda
sığınacak bir yer bulamıyorum; mazeretimi kabul edip beni
sonsuz rahmetine dahil etmenden başka ümidim yok; o halde
mazeretimi kabul eyle ey Allah'ım ve perişanlığımın şiddetine
acı (heva ve heves) zincirlerinden kurtar beni.
Rabbim! Bedenimin zayıf, derimin ince ve kemiklerimin
hassas oluşuna acı.
Ey yaratılışımı gerçekleştirip beni yad eden, beni terbiye edip
iyilik ve rızık veren; bağışının başlangıcı ve bana yaptığın
geçmiş iyiliklerin hürmetine beni affeyle.
Ey Mabudum, Ey Seyyidim ve Rabbim! Vahdaniyetine
inandıktan; marifetin bütün kalbimi doldurduktan; dilim
zikrinle meşgul olduktan, muhabbetin içime işleidkten,
Rububiyet makamına boyun eğerek sadakatle (günahlarımı)
itiraf edip, doğrulukla (sana) dua ettikten sonra, beni
cehennem ateşiyle azap etmen görülüp (inanılacak) şey mi?
Böyle bir şey senden uzaktır; sen kendi yetiştirdiğin birisini
zayi etmezsin; yakınlaştırdığın birisini kendinden
uzaklaştırmazsın, barındırdığın birisini kovmazsın, veya
kendisine merhamet ettiğin kimseyi belalara teslim etmezsin.
Sen bütün bunlardan yücesin.
Keşke bir bilseydim, Ey Seyyidim, Mabudum ve Mevlam!
Azametin karşısında secdeye düşen yüzlere; sadakatle
vahdaniyetine şahadet eden ve medh ile sana şükür eden
dillere; ilahlığını gerçekten itiraf eden kalplere, senin
marifetinle dolup taşan ve böylece huşuyla eğilen batınlara
cehennem ateşini musallat eder misin? Ve itaat etmek üzere
ibadet yerlerine koşan ve günahını itiraf ettiği halde senden
mağfiret dileyen uzuvları (azaba duçar eder misin?)
Senin hakkında böyle düşünülemez; senin fazl-u keremin
bize böyle tanıtılmamıştır Ey Kerem Sahibi, Ey Rabb!
Dünyanın azıcık bela ve cezası ve ondaki zorluklar
karşısında benim tahammülsüzlüğümü sen biliyorsun;
halbuki dünyadaki bela ve zorlukların devamı az, tahammülü
kolay ve süresi kısadır; o halde nasıl tahammül edeyim
ahiretteki belaya; orada meydana gelecek büyük zorluk ve
acılara?
Halbu ki o belanın müddeti uzun ve süreklidir ve ehline bir
hafifletme de olmaz.
Çünkü bu azap ancak, senin intikam ve gazabından
kaynaklanır.
Bu ise göklerin ve yerin dayanamayacağı bir şey.
Ey Seyyidim! O zaman senin güçsüz, zelil, hakir, muhtaç ve
biçare bir kulun olan ben nasıl dayanabilirim.
Ey Mabudum, Rabbim, Seyydim ve ey Mevlam! Hangi şeyden
dolayı sana şikayette bulunayım ve hangisi için ağlayıp
sızlayayım? Azabın elem ve şiddetine mi? Yoksa belanın
devamı ve süresinin uzunluğuna mı?
Eğer bana ceza çektirmek için düşmanların yanında yer
verirsen, ve bela ehliyle beni bir araya toplarsan, beni
dostların ve velilerinden ayırırsan, Ey Mabudum, Ey
Seyyidim, Mevlam ve Rabbim! azabına tahammül edebilecek
olsam bile, senin ayrılığına nasıl dayanabilirim?
Diyelim ki ateşinin hararetine dayandım, ama keremine nazar
etmekten mahrum olmama nasıl sabredeyim?
Yahut affını ümit ettiğim halde ateşe nasıl gireyim.
İzzetin hakkına ey Seyyidim ve Mevlam, sadakatle yemin
ediyorum ki:
Eğer konuşmama izin verirsen, cehennem ehli arasında,
ümitliler gibi sürekli dergahına yönelip inlerim; medet
dileyenler gibi feryat edip yardım dilerim senden; ve bir
şeyini kaybedenler gibi ağlayıp sızlarım sana; ve seni çağırıp
"Neredesin Ey Müminlerin Velisi!" der dururum.
Ey ariflerin en yüce arzusu! Ey dileyenlerin imdadına yetişen!
Ey sadık kalplerin dostu! Ve ey alemlerin ilahı! (Neredesin)?
Ey Mabudum! Münezzehsin sen. Ve ben sana hamt
ediyorum.
Olacak şey mi, sana karşı gelmesi yüzünden cehennemde
tutulan, ve günahından ötürü onun azabını tadan, ve onun
tabakaları arasında, işlediği suç ve cinayetten dolayı
hapsedilen Müslüman bir kulunun sesini duyasın da
affetmeyesin, oysa o kul, rahmetine göz diken biri gibi
inlemekte, ve tevhit ehlinin diliyle seni çağırmakta, ve
rububiyet makamını vasıta ederek sana el açmada.
Ey Mevlam! O, senin önceden yaptığın merhametini umduğu
halde, nasıl azapta kalabilir? Ya da senin ihsan ve
merhametini ümit ettiği halde ateş nasıl onu incitebilir?
Yahut Sen onun sesini işittiğin ve yerini gördüğün halde ateş
nasıl onu yakabilir ? Ya da, sen onun zaaf ve göçsüzlüğünü
bildiğin halde cehennemin alevleri onu nasıl kuşatabilir? Ya
da sen onun sadakat ve doğruluğunu bildiğin halde,
cehennemin tabakaları arasında nasıl kıvranıp kalır? Yahut,
o, seni "Ey Rabbim" diye çağırırken, cehennemin azap
melekleri nasıl ona eziyet edebilir? Ya da cehennemden
kurtulmak için senin lütuf ve keremini dilediği halde onu
nasıl orada bırakırsın?
Sen münezzehsin, hakkında bunlar düşünülemez; senin
fazlınla ilgili tanıtılan bunlar değildir; ve bunlar senin
muvahhit insanlara yaptığın ihsan ve iyiliklere benzeyen
şeyler de değildir.
Ben şüphesiz biliyorum ki, eğer inkarcılarını azabına
hükmetmeseydin ve düşmanlarını ebedi azaba duçar etmeyi
kararlaştırmasaydın, ateşi tamamıyla soğuk ve selamet
ederdin; ve onda hiç kimse yer almazdı.
Ama sen, isimleri mukaddes olan! Cehennemi, insanların ve
cinlerin kafirleriyle doldurmaya, ve düşmanları orada ebedi
olarak tutmaya yemin etmişsin.
Ve sen, (ey) medhi yüce olan! Evvelden beri söylemiş ve
sürekli olarak nimet verip kerem ve ihsanda bulunmuşsun:
buyurmuşsun ki: ""Mümin olan bir kimse, fasık olan kimseyle
bir olur mu? Hayır, onlar aynı olmazlar."
Mabudum, Seyyidim! takdir ettiğin kudret hakkına, ve
hükmedip kesinlik kazandırdığın kaza ve kaderine ki, kime
takdir etsen galip gelirsin, bu gecede ve bu saatte benim
işlediğim bütün suçları ve günahları, ve gizlediğim bütün
kötülükleri affet; yaptıktan sonra üzerini örttüğüm veya açığa
çıkardığım, gizleyip veya aşikar ettiğim cahilliklerimi, ve
amelleri yazmakla görevli melekleri kaydetmelerine
emrettiğin kötülüklerimi affet! Öyle melekler ki, benim
yaptığım amelleri zaptedip korumakla görevlendirdiğin
uzuvlarımla birlikte onları da bana gözetleyici yaptın; ve
kendin de bunların ardından gözetleyicim oldun ve onlara
gizli kalan şeylere şahit oldun, rahmetinle gizledin ve fazlınla
onları örttün ve indirdiğin her hayırdan ve gönderdiğin her
ihsandan, yaydığın her iyilikten yahut dağıttığın her rızktan,
affettiğin günahlardan veya kapattığın hatalardan nasibimi
arttırmanı diliyorum.
Ey Rabbim, ey Rabbim, Ey Rabbim!
Ey Mabudum, ey Seyyidim, ey Mevlam ve ey benim Sahibim!
Ey varlığımı elinde tutan!
Ey zorluk ve çaresizliğimi bilen!
Ey fakirlik ve yoksulluğumdan haberdar olan!
Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!
Hakkın, kudsiyetin, en yüce sıfatın ve ismin hürmetine
senden dileğim şudur: Gece ve gündüzden oluşan vakitlerimi
zikrinle canlandır, ve beni kendi hizmetinde tut, ve
amellerimi kendi indinde kabul buyur; öylesine ki, artık bütün
amellerim ve zikirlerim tek zikir şekline dönüşsün, ve bütün
hallerim senin hizmetinde geçsin.
Ey Seyyidim, ey güvenip dayandığım ve ey kendisine
hallerimi sunduğum (Allah)!
Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!
Uzuvlarımı hizmetin için güçlendir; sana yönelmemde
kalbime güç ve sebat ver; senden korkmada ve hizmetini
sürdürmede bana öylesine bir ciddiyet ver ki, sana kulluktaki
yarış meydanlarında sana doğru koşayım, ve bu yolda
mücadele verenler arasında yer alıp hızla sana doğru
geleyim, ve sana gönül verenler arasında senin yakınlığına
meyil edeyim, ve ihlaslılar gibi sana yakınlaşayım, ve senden
yakiyn ehlinin korktuğu gibi korkayım, ve indinde müminlerle
bir araya geleyim.
Allah'ım! Bana kötülük yapmak isteyeni cezalandır; bana
tuzak kuran kimseye tuzak kur, ve beni, yanında en iyi pay
alan, ve sana göre en yakın makama sahip olan, ve sana
hususi yakınlığı olan kullarından eyle, Gerçekten bunlara
erişmek, ancak senin lütuf ve kereminle olur.
Cömertliğin hakkına bana cömert davran ve yüceliğin
hakkına teveccüh eyle bana.
Rahmetin hakkına koru beni ve dilimi zikrine alıştır, ve
kalbimi, kendi muhabbetine bağlı kıl, ve dualarımı iyi bir
şekilde kabul etmekle beni minnettar eyle; yanılgılarımdan
geç ve hatalarımı affet; muhakkak ki sen, kullarının sana
ibadet etmelerine hükmettin; sana dua etmelerini emredip,
kabul etmeyi taahhüt ettin; o halde ey Rabbim! Yüzümü sana
çevirdim ve ellerimi sana açtım; izzetin hakkına duamı kabul
eyle ve arzularıma ulaştır; fazlın ve kereminden ümidimi
kesme; beni insan ve cinlerden oluşan düşmanlarımdan
koru. Ey çabuk razı olan! Duadan başka bir şeye sahip
değilim, affet beni; muhakkak ki sen her istediğini yaparsın.
Ey ismi deva, zikri şifa ve itaati zenginlik olan! Sermayesi
ümit ve silahı ağlamak olan bana merhamet eyle.
Ey nimetleri tamamlayıp yayan, ey zorlukları defeden! Ey
karanlıklarda dehşete kapılanların nuru! Ey öğretilmeden
bilen! Muhammed ve Ehli Beyt’ine salavat gönder, ve bana
da sana yakışan şekilde muamele et.
Allah'ın rahmeti, Peygamber’ine ve onun soyundan gelen
mübarek İmamlara olsun. Ve Allah'ın sonsuz selamı onların
üzerine olsun.