YEDİNCİ TERKİB-İ ŞERİF VE HAVASSI

Refiüd Derecat 

لا اله الا الله
Yönetici
İlimler Meclisi Kurucu
20 Tem 2023
2,279
80
21
ESMA-İ HÜSNA İÇERİSİNDEN SEÇİLMİŞ BAZI İSM-İ ŞERİFLERDEN DERLENEN ON ADET ENMAT-I ŞERİFENİN YEDİNCİSİ
YEDİNCİ TERKİB-İ ŞERİF VE HAVASSI
اَلْحَلِيمُ، الرَّؤُوفُ، اَلْوَدُودُ، اَلْغَفُورُ، اَلْحَنَّانُ، اَللَّطِيفُ، اَلْحَفِيظُ، اَلرَّقِيبُ، اَلْبَرُّ، اَلشَّافِي
"el-Halîm, er-Raûf, el-Vedûd, el-Ğafûr, el-Hannân, el-Latîf, el-Hafîz, er-Rakîb, el-Berr, eş-Şâfî"
Mâü'l-'Ayneyn (Kuddise Sirruhû) bu terkib-i şerif hakkında şöyle demiştir:"Bu terkipteki on ism-i şerifin harikulade tesirleri vardır. Özellikle de nefret edici olan kalpleri İslam'a ısındırma ve ruhları celbetme hususunda çok tesirlidirler. Bu ism-i şeriflerin zikrine devam edenin hatta o kişiyi görenlerin gönlüne rahmet vasfı yerleşir.
Ayrıca sıkıntıların feraha tebdil olması, şiddetli dertlerin dinmesi, cinlerin ve insanların şerlerinden korunmak, hakiki hayayı kazanmak, bedenen ve dinen sıhhatli olmak ve hayırlara vesile olmak da bu ism-i şeriflerin hassalarındandır." [Mâü'l-'Ayneyn, Na'tü'l-bidâyât ve tavsîfü'n-nihâyât, sh:624]
BU TERKİB-İ ŞERİFTEKİ ESMA-İ HÜSNANIN HAVASSI
اَلْحَلِيمُ، الرَّؤُوفُ
el-Halîm, er-Raûf ism-i şerifleri:
Tevbenin en acil şekilde kabulü hususunda bu iki ism-i şerif gibisi yoktur. Bu ism-i şerifleri zikreden kişi eğer bir günah içerisinde bulunuyorsa, Allâh-u Te'âlâ hemen kendisine tevbe etmeyi ilham ederek onun tevbesini kabul eder, böylece o kişi o günah içerisindeyken ölmez ve bir daha günaha düşmez.
اَلْوَدُودُ، اَلْغَفُورُ
el-Vedûd, el-Ğafûr ism-i şerifleri:
Bu iki ism-i şerifi zikretmeye devam eden kişiye karşı mahlukatın kalpleri ısınır ve onu çok severler, hatta kendilerinden daha fazla ona değer verirler.
Her kim sabah-akşam bu ism-i şerifleri zikretmeye devam ederse, hayatı boyunca hiçbir düşmanla karşılaşmaz ve onu gören herkes o kişiyi çok sever.
el-Vedûd ism-i şerifinin sıkıntıların uzaklaştırılması hakkında çok önemli bir hassası vardır ki, İbni Hacer el-'Askalânî (Rahimehullâh) "el-İsâbe fi temyîzi's-sahâbe" isimli eserinde bunu şöyle nakletmiştir:
Enes ibni Mâlik (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullâh ﷺ'in ashabından Ebû Mi'lak künyesiyle anılan tacir bir sahabi vardı. Takva ve vera sahibi bir zattı. Bir keresinde (ticaret için) dışarı çıktığında eli silahlı bir hırsızla karşılaştı, hırsız ona: "Elindeki eşyaları bırak, çünkü seni öldüreceğim" dedi. Bunun üzerine o sahabi: "Malımı almak istemiyor musun?" dediğinde, o hırsız: "Hayır, sadece kanını istiyorum" dedi.
O sahabi: "Beni bırak da namaz kılayım" deyince, hırsız: "Tamam dilediğin kadar kıl" dedi. O zat da abdest alıp namaza durdu ve ardından: 'Yâ Vedûd! Yâ Ze'l-'arşi'l-mecîd! Yâ Fe'âlâ limâ yürîd! Es'elüke bi 'izzetikelletî lâ türâmü, ve mülkikellezî lâ yüdâmü, ve bi nûrikellezî mele'e erkâne 'arşike, en tekfiyenî şerra hâze'l-lissi, yâ Müğîs! Eğisnî, yâ Müğîs! Eğisnî, yâ Müğîs! Eğisnî'
يَا وَدُودُ! يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَجِيدِ! يَا فَعَّالَا لِمَا يُرِيدُ! أَسْأَلُكَ بِعِزَّتِكَ الَّتِي لَا تُرَامُ، وَ مُلْكِكَ الَّذِي لَا يُضَامُ، وَ بِنُرِكَ الَّذِي مَلَأَ أَرْكَانَ عَرْشِكَ، أَنْ تَكْفِيَنِي شَرَّ هَاذَا الْلِّصِّ، يَا مُغِيثُ! أَغِثْنِي، يَا مُغِيثُ! أَغِثْنِي، يَا مُغِيثُ! أَغِثْنِي
'Ey Vedûd! Ey büyük Arş'ın sahibi! Ey dilediğini (istediği şekilde) mübalağayla yapan! (Yıkılması) kastedilemeyen o yüce izzetin, eksiltil(mesi asla düşünül)emeyen o mükemmel mülkün ve Arş'ının direklerini dolduran o muazzam nurun hürmetine, bu hırsızın şerrine karşı bana kafı gelmeni Senden istiyorum. Ey Müğîs! Bana yardım et.
Ey Müğîs! Bana yardım et. Ey Müğîs! Bana yardım et' diye dua etti.
Tacir böyle dua edince elinde mızrak olan bir atlı belirip o hırsızı öldürdü. Tacir o adama: "Sen de kimsin ki, Allâh seni bana yardımcı gönderdi?" dedi.
O atlı da: "Ben dördüncü kat semadan gelen bir meleğim ki, sen dua edince gök kapılarından gelen bir gürültü işittim. İkinci kere dua ettiğinde sema ehlinin feryadını duydum. Üçüncü kere Allâh-u Te'âlâ'ya nida ettiğinde ise semada: 'Bu, darda kalmış birisinin duasıdır' denildi. Ben de Allâh-u Te'âlâ'dan onu öldürme işini bana vermesini istedim (ve işte gelip hırsızı öldürdüm).
Şunu iyi bil ki, her kim abdest alıp dört rekat namaz kıldıktan sonra bu dua ile Allâh-u Te'âlâ'ya yalvarırsa -dara düşmüş olsun ya da olmasın- duası kabul olur (ve içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulur)" dedi. [İbni Hacer el-'Askalânî, el-İsâbe fî temyîzi's-sahâbe, no:10551, 7/379]
اَلْحَنَّانُ
el-Hannân ism-i şerifi:
logo.png


Bu ism-i şerifi zikreden kişiyi her gören sever, katı kalpliler bile ona acır.
Bu ism-i şerif (misk, zaferan ve gül suyu karışımından yapılan bir mürekkeple) temiz bir kaba yazılır ve bu yazı yumurtanın akıyla bozular da ateşe düşüp yanmış kişinin vücuduna bu ak sürülürse, Allâh-u Te'âlâ'nın izniyle o kişi o anda iyileşir.
Bu ism-i şerifin zikri ateşli hastalıkların şifası için çok faydalıdır.
اَللَّطِيفُ
el-Latîf ism-i şerifi:
Bu ism-i celilin icabet ve etkileri çok çabuk görülür. Bu ism-i şerifi zikretmek sıkıntıların savuşturulması hususunda çok tesirlidir. Sıkıntı halinde bu ism-i şerifi zikreden kişi mutlaka o zorluğun dağıldığını müşahede eder. Her kim bu ism-i şerifi zikretmeye devam ederse, Allâh-u Te'âlâ o kişiye takdir ettiği zorlu kaderleri ona uykusunda (göreceği rüyalarda) yaşatır (gerçekte yaşatmaz). İşte buna, akılların idrak edemeyeceği derecede Lütf-u hafi (gizli Lütuf) adı verilir. Bunun için bu ism-i şerifin her gün 160 kere zikredilmesi gerekir.
اَلْحَفِيظُ
el-Hafîz ism-i şerifi:
Bu ism-i celil çok büyüktür. Bu ism-i şerifi zikreden kişiyi, Allâh-u Te'âlâ gecesinde, gündüzünde, uykusunda ve uyanıklık halinde sürekli muhafaza eder. Bir kimse bu ism-i şerifi zikrederken bir şehri yahut evi veya ailesini ya da herhangi bir şeyi düşünürse (ona niyet ederse) Allâh-u Te'âlâ o şeyi de muhafaza eder.
اَلرَّقِيبُ
er-Rakîb ism-i şerifi:
Bu ism-i şerif kalplerin huşu ve huzu sahibi olması için büyük bir sır (taşımakta)dır.
Bu ism-i şerifi zikreden kişi Allâh-u Te'âlâ'ya karşı gizli-aşikar tüm hallerinde zahiren ve batınen (hem görüntüsünde, hem iç aleminde) çok edepli olur ve haya (utanma) hali ondan ayrılmaz.
اَلْبَرُّ
el-Berr ism-i şerifi:
Bu ism-i şerif çok büyük bir sırdır, bunu zikreden kişiye çok bereketler yağar, onun hakkında hayırlar ardı ardına gelir ve Allâh-u Te'âlâ kullarını aracı yaparak ona bol nimetler ve ihsanlar gönderir.
اَلشَّافِي
eş-Şâfî ism-i şerifi:
Bu ism-i şerif hastalıkların şifası, illet ve elemlerin kaybolması hususunda çok çabuk tesir eden büyük bir isimdir. Bu ism-i şerifi zikreden kişiye Allâh-u Te'âlâ her dertten şifa verir, her beladan afiyet verir ve onun her hastalığını iyi eder. Kişi bu ism-i şerifi zikrettiği müddetçe bedenine hastalıklar yol bulamaz.
Her kim (hasta olduğunda veya) bir hastanın yanında 7 kere Fâtiha Suresi'ni okuduktan sonra bu ism-i şerifi 422 kere zikreder, ardında da: "Allâhümmeşfi ente'ş-şâfî lâ şifâe illâ şifâüke, allâhümme şifâen lâ yüğâdiru sekamen ve lâ elemen"
اَللَّهُمَّ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لَا شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ، اَللَّهُمَّ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا وَ لَا أَلَمًا
"Ey Allâh! Şifa ver, (çünkü) şifa veren ancak Sensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Ey Allâh! Öyle bir şifa ver ki hiçbir hastalık ve acı bırakmasın" duasını okursa, Allâh-u Te'âlâ'nın izniyle o hasta şifa bulur.
İmâm-ı Bûnî (Rahimehullâh) bu terkibi tatbik etmesini cüzzam hastalığına tutulan birisine tavsiye ettiğini ve on beş gün geçmeden o kişinin bağlardan kurtulmuş gibi iyileştiğni rivayet eder. [Mâü'l-'Ayneyn, Na'tü'l-bidâyât ve tavsifü'n-nihâyât, 2/640-643; Ebû Muhammed el-Yâfi'î, ed-Dürru'n-nazîm fî Havâssı'l-Kur'âni'l-'Azîm, sh:61-64]