10. Terkib-i Şerif Ve Havassı

Refiüd Derecat 

لا اله الا الله
Yönetici
İlimler Meclisi Kurucu
20 Tem 2023
2,279
80
21
logo.png

ESMA-İ HÜSNA İÇERİSİNDEN SEÇİLMİŞ BAZI İSM-İ ŞERİFLERDEN DERLENEN ON ADET ENMAT-I ŞERİFENİN ONUNCUSU
ONUNCU TERKİB-İ ŞERİF VE HAVASSI
اَلْحَقُّ، اَلْمُبِينُ، اَلْخَبِيرُ، اَلْهَادِي، اَلْحَيُّ، الْقَيُّومُ، اَلْأَوَّلُ، اَلْآخِرُ، اَلظَّاهِرُ، اَلْبَاطِنُ
"el-Hakk, el-Mübîn, el-(Kh)abîr, el-Hâdî, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Evvel, el-Â(kh)ir, ez-Zâhir, el-Bâtin"
Mâü'l-'Ayneyn (Kuddise Sirruhû) bu terkib-i şerif hakkında şöyle demiştir:
"Bu ism-i şeriflerin faydalarını şöyle sıralayabiliriz; 1. Ahlak güzelliği, 2. Kalplerin sevgisini kazanmak, 3. Himmet yüceliği (büyük hedefler peşinde olmak), 4. Nefis tezkiyesi (temizliği), (günahlarla ölü olan) kalpleri diriltme, 5. İlim ve hikmetlerin ilham edilmesi, 6. Gayba muttali olma (gizli bilgilere ulaşım), 7. Yüce melekut alemini müşahede etmek, 8. İbadet etmeye muvaffak olmak, doğru konuşmak, 9. Allâh-u Te'âlâ'nın hakkını takdir ederek ibadete devam etmek, 10. Dış görünüşün ve iç aleminin temizliği, 11. Apaçık keşiflere nailiyet, 12. Rızık artışına kavuşmak, bereketlere ulaşmak, 13. Hasımların kahrı, münafıkların zilleti ve düşmanların helakı.
Bu terkib-i şerifteki esma-i celilenin zikrine devam edene bir takım faziletler verilir:
1. Üzerinde beliren nurlardan tanınır bir hale gelir ve döneminde parmakla gösterilir.
2. Kendisine bir şey sorulduğunda Allâh-u Te'âlâ doğru cevabı ona ilham eder.
3. Rızkına bolluk ve bereket ihsan edilir.
4. Kalbinin gözesinden hikmet pınarları fışkırır.
Apaçık bir şekilde gaibe (gelecekte olacak şeylerin bilgisine Allâh-u Te'âlâ'nın bildirmesiyle) muttali (haberdar ve vakıf) olabilir.
6. Allâh-u Te'âlâ o kişinin hatalarını; sağındaki ve solundaki 'Kiramen Katibin' ismiyle maruf olan meleklerden gizler (de onlar daha yazmadan onu bağışlar).
7. Kalbi öyle nurlarla dolar ki Allâh-u Te'âlâ'nın izniyle onlarla göklerin melekutunu (manevi alemlerini), karadaki ve denizdeki mahlukatın acayipliklerini görür." [Mâü'l-'Ayneyn, Na'tü'l-bidâyât ve tavsîfü'n-nihâyât, 2/625]
BU TERKİB-İ ŞERİFTEKİ ESMA-İ HÜSNANIN HAVASSI
اَلْحَقُّ
el-Hakk ism-i şerifi:
Bu ism-i şerifi zikreden kişiyi, Allâh-u Te'âlâ dilediklerine muvaffak kılar (ulaştırır) ve onu her hususta Hakk'a uyan birisi haline getirir.
اَلْمُبِينُ، اَلْخَبِيرُ، اَلْهَادِي
el-Mübîn, el-(Kh)abîr, el-Hâdî ism-i şerifleri:
Her kim bir söz ya da iş hakkında (kaybının nerede olduğu, yapacağı işin hayırlı olup olmadığı, ne zaman iyileşeceği, kiminle evleneceği, çıkacağı yolculukta kiminle karşılaşacağı gibi) merak ettiği her hangi bir hususun gerçek mahiyetini öğrenmek isterse, uyumadan önce bu üç ism-i şerifi peş peşe bin kere; ya: "el-Mübînü'l-(Kh)abîru'l-Hâdî"
اَلْمُبِينُ الْخَبِيرُ الْهَادِي
şeklinde okur; veya: "Yâ Mübîn, yâ (Kh)abîr, yâ Hâdî"
يَا مُبِينُ يَا خَبِيرُ يَا هَادِي
suretiyle zikreder ve her yüzün başında: "Beyyin lî yâ Mübîn! (Kh)abbirnî yâ (Kh)abîr! İhdinî yâ Hâdî"
بَيِّنْ لِي يَا مُبِينُ! خَبِّرْنِي يَا خَبِيرُ! اِهْدِنِي يَا هَادِي
"Benim için (merak ettiğim şeyi) beyan et ey Mübîn! Beni (ondan) haberdar et ey (Kh)abîr! Beni hidayet et (maksadıma eriştir) ey Hâdî!" diye dua eder ve böylece bin kere zikrettikten sonra uyuyuncaya kadar da bu ism-i şeriflerin zikrine devam ederse, Allâh-u Te'âlâ'nın izniyle merak ettiği şeyi bir meleğin aracılığıyla rüyasında görür.
İlk keresinde buna muvaffak olunmaz ise ikinci bir kere daha böyle yapar. Sakın "Yaptım da olmadı" demesin, yoksa günahkar olur.
Bu ism-i şerifler (misk, zaferan -safran- ve gül suyu karışımından yapılan bir mürekkeple) temiz bir tabağa yazılıp bu yazı su ve gül suyu ile bozulur, sonra kişi aç karnına yedi gün bunu içer, peşi sıra da aç karnına yedi gün peş peşe üç kere bal yalarsa, şüphesiz Allâh-u Te'âlâ böyle yapan kişiye hikmet (ince ilimler) verir ve zamanındaki hiç kimsenin ulaşamayacağı kadar ledünni (okumakla öğrenilemeyecek manevi) ilimler ihsan buyurur.
اَلْحَيُّ، الْقَيُّومُ
el-Hayy, el-Kayyûm ism-i şerifleri:
Bu iki ism-i şerifi zikreden kişi bu iki ismin sırlarından kendisine erişen nuru apaçık bir şekilde görür, Allâh-u Te'âlâ onun kalbini diriltir, ruhunu uyandırır, Onu mukaddes Zatı'na (manen) yakınlaştırır ve duasını kabul eder.
اَلْأَوَّلُ، اَلْآخِرُ، اَلظَّاهِرُ، اَلْبَاطِنُ
el-Evvel, el-Â(kh)ir, ez-Zâhir, el-Bâtin ism-i şerifleri:
Bu ism-i şeriflerin kula olan mededi; uzuvlarının korunması, vebalden, nifaktan, kibirden ve ucupten (kendini beğenmekten) emin olmasıdır.
Bir işe başlanılacağı zaman: "el-Evvel"
اَلْأَوَّلُ
ism-i şerifi zikredilirse, o işin sonu hayırla biter.
Güneşin yükseldiği vakitte bir kalay parçası üzerine bu dört ism-i şerif nakşedilir ve ortasına da bir balık resmi çizilerek bu kalay parçası bir nehre ya da denize atılırsa, balıklar her yönden gelerek elle yakalanacak bir şekilde o parçanın üzerinde toplanırlar.
Bu onuncu terkib-i şerifi kırk gün boyunca her farz namazdan sonra (defaatle) zikreden kişi Efrad (diye tabir edilen ve evliya içerisinde "Tekler" diye anılan Allâh'ın dostların)dan bir ferd olur, Allâh-u Te'âlâ onu Hızır (Aleyhisselâm) ile görüştürür de ona öğrenmek istediği şeyi öğretir, ayrıca o kişiye (Allâh-u Te'âlâ'nın) cemalin(in) nurlarını, en yüce meleküt aleminin acayipliklerini ve meleklerin makamlarını göstererek onu kutsal huzura vasıl olan bir ruhani (melek) haline getirir. Ona göre kadrini bil ve bu zikre değer ver. [Mâü'l-'Ayneyn, Na'tü'l-bidâyât ve tavsifü'n-nihâyât, 2/646-647]